Üye Olduğumuz Kuruluşlar

uyekurulus

İSLÂM DÜNYASI SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI BİRLİĞİ (İDSB)

Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’ân’a) sımsıkı sarılın ve parçalanmayın.   (Âl-i İmrân/103)

idsbVakfımız İslâm Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları  Birliği (İDSB)’nin kurucu üyesidir. Mütevellî heyet azalarımızdan, Av. Ali Kurt,  İDSB Genel Sekreteri olarak vazife yapmaktadır.

1 Mayıs 2005’te kurulmasına karar verilen İslâm Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları  Birliği’nin resmi kuruluş süreci 30 Aralık 2005 tarihi itibariyle sona erdi. 3335 sayılı Uluslararası Nitelikteki Teşekküllerin Kurulması Hakkında Kanun’a uygun bir şekilde kuruluş  işlemleri gerçekleştirilen İslâm Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları  Birliği, Bakanlar Kurulu kararı ve Cumhurbaşkanlığı’nın onayı ile “Uluslararası Kuruluş” statüsünde resmiyet kazandı.

ali-kurt“İslam dünyası sivil toplum kuruluşları arasında birlik ve koordinasyonu temin etmek ve bunu sürdürülebilir şekilde geliştirmek; tüm dünyada adaletin, barış ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmak; ferdlerin ve toplumların temel hak ve özgürlüklerini korumak; sivil toplum anlayışının katılımcı ve çoğulcu ilkelere dayalı olarak daha da geliştirilmesi için İslam Dünyası ile karşılıklı işbirliği içinde teknik ve sosyal çalışmalar yapmak; İslam kültür ve değerlerinin tanıtılmasına yönelik faaliyetlerde bulunmak” olarak tarif edilen İDSB’nin ulvî hedeflerine katkıda bulunmak vakfımızın gayeleri arasındadır.

İDSB’nin kuruluşundan günümüze kadar da üzerine düşen görevleri hakkıyla yapmaya çalışmaktadır.  Bu birliği, birbirimizin gücünden güç alarak, birbirimizin noksanlarını ikmâl ederek insanlığa, saadet asrına benzer bir medenî hayatın esaslarını takdim etmeye vesile olacak bir platform olarak görüyor ve İslam Dünyasının birlik ve beraberliğine bir vesile olacağını rahmet-i ilahiyeden ümid ediyoruz.

“Ey ehl-i hak! Ey hakperest ehl-i şeriat ve ehl-i hakikat …! Ehl-i hakkı sukuttan ve zilletten kurtarmayı en birinci ve en mühim bir vazife-i uhreviye telakki edip, yüzer âyât ve ehadîs-i Nebeviyenin şiddetle emrettikleri kardeşlik, muhabbet ve yardımlaşmayı yapıp; bütün hissiyatınızla ehl-i dünyadan daha şiddetli bir surette meslekdaşlarınızla ve dindaşlarınızla ittifak ediniz.. yani, ihtilafa düşmeyiniz.”

Bediüzzaman

TÜRKİYE GÖNÜLLÜ TEŞEKKÜLLER VAKFI

tgtvHayrât Vakfı, 110 üyesi ile Türkiye’nin en büyük çatı sivil toplum kuruluşu olan TGTV’nin kurucu üyesidir.

Hâlen Hayrât Vakfı, TGTV’nin Yüksek İstişare Kurulu ile Yönetim ve İcra Kurullarında mütevellî heyet üyelerimizden Ahmet Semiz ve Metin Uçar tarafından temsil edilmektedir.

ahmed semizEn güzel bir fıtratta yaratılmış olan insan; fedakârlığıyla, yardım severliğiyle, birlik olmasıyla üstün ve şereflidir. Hayırda yarışmak, gönlü pak ve temiz olan insanların alâmetidir. Bu yarış insanın kendisini gayesine adaması, vakfetmesidir.

Bu mukaddes hizmetlere tâlib olan gönüllüler, hizmetlerinin karşılığında dünyevî hiçbir ücret beklemezler. Ücrette nefislerini unuturlar; külfette, hizmette, meşakkatte nefislerini hatırlarlar. Yaptıklarıyla övünmezler, yapmadıklarından dolayı da hesaba çekilebileceklerini unutmazlar. Nereden geldiklerini, nereye gideceklerini asla hatırlarından çıkarmazlar. Böyle bir muhabbet fedâisinin gönül kapısında hep şu cümle yazılıdır: “Nefis cümleden ednâ, vazîfe cümleden a’lâ!”

Gönüllü teşekküller, insandaki bu yüce hisleri harekete geçirdikleri içindir ki en mukaddes bir vazifeyi îfâ etmektedirler. Gönüllü teşekküller, bünyelerindeki gönüllüleri, hayatlarını davalarına vakfetmiş “vakıf insanlar” hâline getirmektedirler.

abdullah gülSivil toplum, medenî toplum demektir. Bizler, temelinde hak ve hukuk, hedefinde İlâhî rızâ ve fazilet olan ve hayatı yardımlaşma ve dayanışma olarak gören bir medeniyetin mensuplarıyız. Bu medeniyetin esasları hayata aksettirilirse en kaliteli medenî toplum ortaya çıkacaktır.

Bizim medeniyetimiz gönül medeniyetidir. Onun için bu medeniyetin gönüllüleri ve onların kurdukları teşekküller dünyanın rengini değiştirebilecek kuvvete sahiptirler. Geçmişte bu böyle olmuştur, gelecekte de böyle olacaktır. Geçmiş geleceğin aynasıdır. Yüz bini aşkın vakıf müesseselerini bizlere miras bırakan ecdadımızın önümüze tuttuğu bu ışık, istikbalimizin kültürel altyapısını olanca güzelliğiyle göstermektedir.

“Azametli bahtsız bir kıt’anın, şanlı talihsiz bir devletin, değerli sahibsiz bir kavmin reçetesi; ittihad-ı İslâmdır.” Hakîkat Çekirdekleri